
Eşref Bey Türküsü hikayesi, Karadeniz’in kalbinden çıkan gerçek ve acıklı bir olaya dayanır. Giresunlu Eşref Bey‘in hayatı, yaşadığı dönem, kişiliği ve hazin sonu bu türküye ilham kaynağı olmuştur. Bu içerikte, sadece bir ağıt değil, aynı zamanda Giresun’un tarihine iz bırakmış bir hikayeyi bulacaksınız.
1905 yılında Giresun’un Piraziz ilçesinde, o dönem Abdal olarak bilinen bölgede dünyaya gelen Eşref Bey, köklü bir aile olan Gedikalizade ailesine mensuptur.
Ailesinin ekonomik gücü ve saygınlığı ile tanınan Eşref Bey, ağabeyi Murat Gedikali ile birlikte babalarından kalan fındık fabrikasını işletiyordu.
Sadece ekonomik gücüyle değil, aynı zamanda halkla olan ilişkileriyle de bilinirdi. Yakışıklı, cömert, yardımsever ve son derece sosyal bir kişiliğe sahipti. Her daim iyi giyimliydi ve çevresi tarafından sevilen bir simaydı.
1933 yılında Eşref, fabrikasına muhasebeci olarak Hakkı isminde bir kişiyi işe aldı. Kısa sürede ona büyük yetkiler verdi. Ancak kadın işçilerin Hakkı’dan rahatsız olduklarına dair şikayetler alınmaya başlandı. Bu şikayetler üzerine Hakkı’yı sert bir şekilde uyardı ve kadın işçilerin bulunduğu bölüme girmemesini tembih etti.
Aynı yıl Giresun Limanı’nda geleneksel sezon açılışı töreni yapılırken, ilk sevkiyat Eşref’in fabrikasına aitti. Törenin ardından Eşref Bey, Hakkı ile birlikte yemek yedi ve ardından fabrikaya geri döndüler.
Ofiste sohbet esnasında Hakkı, Eşref Bey’in silahını beğendiğini belirterek görmek istedi. Eşref Bey silahını verdi, fakat Hakkı, kendi silahıyla Eşref Bey’i vurdu.
Giresunlu Eşref Bey‘in vefatından kısa süre sonra halk arasında maniler söylenmeye başlandı. Bu maniler zamanla bir türküye dönüştü. Efsane haline gelen bu türküyü ilk kez kemençesiyle Picoğlu Osman Gökçe seslendirdi.
Hikâyenin günümüze kadar ulaşmasını sağlayan kişi, Eşref Bey’in ağabeyi Murat Gedikali’nin kızı 1927 doğumlu Ruhniyaz Karaibrahim’dir. Onun aktarımları sayesinde Eşref Bey Türküsü’nün gerçek hikayesi unutulmamıştır.
Türkü’nün hikayesi, sadece bir cinayet öyküsü değil, aynı zamanda Giresun’un sosyal tarihi açısından da önemlidir. Acı bir olaydan doğan bu türkü, Eşref’in adını yaşatmaya devam etmektedir. Anadolu kültüründe ağıtların yerini ve önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Bugün hala Giresun’da Eşref Bey’in hikayesi konuşulmakta, türküsü çalınmakta ve genç kuşaklara aktarılmaktadır. Böylesi unutulmaz hayatlar, halk müziği aracılığıyla yaşamaya devam eder.
Eşref Bey’in mezarı hakkındaki belgeseli buradan izleyebilirsiniz. Giresun’u gezmeye gelen turistler Eşref Bey’in mezarını da ziyaret eder.
Orhan
En çok dinlediğim türküdür kendisi
abdullakdir
🙁